Kapat
Anasayfa 1.056 0

Deprem Nedir ? Neden Oluşur ?

Deprem nedir? Deprem neden ve nasıl oluşur? Bir deprem ülkesinde yaşadığımız için depremler hepimizi çok korkutuyor. Neden İstanbul’da kesinlikle bir deprem olacak? İstanbul depremi ne zaman ve kaç şiddetinde olacak? Marmara denizinde olan küçük depremler büyük depremin habercisi mi? Bütün bu soruların cevaplarını bugün ki yazımızda bulabilirsiniz.

öncelikle depremlerin neden oluştuğuna bir göz atalım.. Dünyamızı bir elma olarak düşünebiliriz (tabi düz dünya teorisine inanmıyorsanız). Elmanın dışını kaplayan bir kısım vardır ve içinde de meyve olarak yediğimiz kısım. Dünyamızda aynı elma gibidir dışını saran bir kabuk , kabuğun altında erimiş kayaçlardan oluşan magma denen kısım vardır.

Dünyanın merkezinde ise aynı elmadaki gibi çekirdek adı verilen bir bölüm vardır. Dünya’nın kabuğu bizi yaşadığımız kara parçalarından oluşur.

Bu kara parçaları , dünya’nın içinde bulunan sıvı haldeki magma tabakasının üzerinde yüzer ve devamlı hareket ederler. Ancak bu hareketler oldukca yavaş hareket ederler. Örneğin Türkiye yılda 2santimetre batıya hareket eder. Yer kabuğunu oluşturan bu levhalar hareket ettikleri için zaman zaman diğer plakalara çarparlar ve birbirlerini ittirirler. Mesela güneyimizde bulunan Afrika ve Arabistan plakası bizi kuzeye ve batıya ittiriyor.

İşte bu ittirme sırasında Anadolu dediğimiz kara parçası oluşan gerilime dayanamadı ve kırıldı. EVET ANADOLU BİLDİĞİNİZ ANLAMDA KIRILDI! Bu kırık Anadoluyu iki parçaya böldü ve bu parçalar arasında yer altına doğru yüzlerce kilometre yüzey alan oluşturdu. Anadolunun kuzeyinde oluşan bu kırığı KUZEY ANADOLU FAY HATTI olarak biliyoruz.

Yani aslında fay hattı diye bildiğimiz şey yeryüzü levhalarının birbirini ittirirken bazı kara parçalarının bu kuvvete dayanamayıp kırılması sonucunda oluşan yüzeylerdir.

Peki ya Anadolu kırıldıktan sonra ne oldu ?

Anadolu levhası kırıldıktan sonra arabistan levhası onu batıya doğru ittirmeye devam etti. Bu yüzden Anadolunun alt kısmı batıya doğru her sene kaydı. Ve bu kayma süresi boyunca sürekli üstteki plakaya sürtündü. İşte bu iki parça bazı noktalarda bulunan çıkıntılardan dolayı birbirlerine takıldılar. Bu takılmalar Anadolunun alt tarafının batıya doğru ilerlemesini durdurdu ve yıllarca Anadolunun alt tarafı hareket edemedi.

Hareket edemedi ancak bu ittirilmediği anlamına gelmiyordu. Arabistan levhası Anadoluyu batıya doğru ittirmeye devam etti. Ancak Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın bazı noktalarında meydana gelen çıkıntılar birbirine takıldı ve bu hareket engellenmiş oldu. Anadolu plakası ittirilmesine rağmen hareket edemediği için bu enerjiyi fay hatlarında oluşan çıkıntılarda biriktirmeye başladı.

Yıllarca bu çıkıntılarda biriken muazzam enerji , 1939 yılında erzincanda ki çıkıntının kırılmasına ve 7.9 şiddetinde deprem olmasını sağlamıştı. Deprem sırasında yaşadığımız sarsıntı aslında yer kabuğunda birbirine takılan çıkıntıların kırılmasına ve toprağı sarsmasıyla meydana gelir. Deprem dediğimiz olay aslında bu kadar basit ve doğal bir durumdur.

Kuzey Anadolu fay hattına geri dönelim. 1939 yılında Erzincan depremi olduktan sonra Fay hattının Erzincanın altında olan bölümünün enerjisi salınmış oldu. Bu yüzden biriken enerji fay hattındaki bir sonraki noktaya geçti. Artık anadolu’nun enerjisini Erzincan değil fay hattının bir sonraki bölümü olan Tokat niksar bölümü tutuyordu. Erzincan depreminden 3 yıl sonra 1942’de o bölüm de kırıldı ve 7.0 büyüklüğünde bir deprem oluştu. Bu şekilde yıllar içinde hep bir sonraki bölümde büyük bir deprem yaşandı ve enerjisini bir sonraki bölüme aktardı. Bu depremlerin sonuncusu da 1999 yılında İzmit’in gölcük ilçesinde yaşandı. İşte İstanbul’da büyük bir deprem yaşanacağına kesin gözüyle bakılması da tam olarak bu yüzden. Çünkü kuzey anadolu fay hattının Izmit’ten sonraki bölümü marmara denizinden geçiyor. 1999 İzmit depremi olduğu zaman fayda kalan enerji bir sonraki bölüm olan marmara bölümüne aktarılmış oldu.

Peki Depremin Nasıl Olduğunu Biliyorsak Neden Ne Zaman Olacağını Bilemiyoruz ?

Jeologlar yeraltında yaptıkları ölçümler sayesinde bu bölümde enerji biriktiğini tespit edebiliyorlar. Ancak bu bölümdeki hareketi engelleyen çıkıntının tam olarak nerede olduğunu tespit etmek oldukça zor. Çıkıntının yeri tespit edilse bile o çıkıntının ne kadar kuvvete dayanıklı olduğu şu anki teknolojiyle bilinemiyor. Bu yüzden depremin nerede olacağı bilinse de ne zaman olacağı hakkında sadece bir aralık verilebiliyor. Örneğin İstanbul depremi için Marmara denizinin tabanında araştırma yapan yer bilimciler depremin 2030 yılına kadar olma ihtimalinin %60 ila %70 civarında olduğunu söylüyorlar. Ancak tabii ki bu sadece bir tahmin. Ve bu tahmin depremin her an olma ihtimalinin bulunduğu gerçeğini maalesef değiştirmiyor….

Ayrıca osmanlı döneminde bulunan kayıtlara göre 250 yılda bir marmara denizinde büyük bir deprem olduğunu gösteriyor. Yani tarihsel olarak da marmara depremine az kaldığını söyleyebiliriz.

Peki Son Zamanlarda Marmara’da Yaşanan Küçük Depremlerin Büyük Bir Depremin Öncüsü Olduğu Söylenebilir mi ?

Uzmanlar bu konuda da net bir şey söyleyemiyor. Çünkü küçük depremlerin büyük depremlerde önce olması her zaman gerçekleşmiyor öncesinde küçük depremler olmadan büyük depremler de olabiliyor. Ayrıca küçük depremlerin büyük depremlerin enerjisini azalttığı durumu da doğru değil. Çünkü bilindiği gibi depremin enerjisi katlanarak artıyor , yani 7 şiddetinde bir depremin şiddeti, 6 şiddetinde bir depremin şiddetinden 30kat daha fazla. Bu yüzden büyük depremin enerjisinin azalması için küçük depremden yüzllerce defa olması gerekiyor.

Marmara denizinde büyük bir depremin olmasını engellemenin bir yöntemi yok. Deprem ile ilgili uzmanların dediklerini dikkate almalıyız ve en az zararı görmek için yapmamız gerekenleri çok iyi bilmeliyiz.

Deprem ile ilgili yazımı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Daha fazla bilgi için takipte kalmayı unutmayın..

Kıvanç Akgül {Kıvanç Akgül}

Bilgisayar Programcılığı Okumaktayım Sitenin İsminden de Anlaşılacağı Gibi Daha Gencim Öğrenirken Öğretmek İçin 2018 de Bu Siteyi Açtık Ve Yüzlerce Genci Yazılıma Teşvik Ettik Hala da Etmekteyiz Bundan Mutluluk Duyuyoruz ...